Recep Tayyip Erdoğan, AKP Grup toplantısında “23 Nisan” için şöyle dedi:
„Milli egemenliği aşındırmak isteyenler var.
Milli egemenliği bu millete çok görüp hukuk dışı örgütlenmelere başvuranlar var.
Ne yazık ki demokrasiye yönelik tehditler, Millet Meclisi içerisinden de avukatlar bulabiliyor.”
Kimi ve hangi söylemi referans aldığı açık...
Yargıdaki bir davanın, muhalefet elbette avukatı olamaz.
Ama...
İktidar da savcısı olamaz.
Yargı, yasamadan ve yürütmeden bağımsızdır.
Öte yandan...
23 Nisan’ın sadece Ulusal Egemenlik değil, bir de Çocuk Bayramı olması bağlamında kimilerinin hiç hoşuna gitmeyecek öyküsünü yansıtayım...
Kız ve erkek çocuklar bir arada
23 Nisan 1920! Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş ve açılış günüdür.
Meclis daha sonraki yıllarda, o günün, her yıl Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmasına karar verdi.
Karardan bir yıl sonra, 23 Nisan günü yaklaşırken, bütün Ankara, Egemenlik Bayramı’nı en güzel şekilde kutlamak için yoğun bir hazırlık içine girer... Kutlama hazırlıklarıyla ilgili olarak, herkes bir koşuşturma içindedir.
Koşuşturanların başında da, yeni kurulan Öğretmen Okulu Mezunları Derneği gelmektedir. Öğretmenler, kutlamaların coşku içinde geçmesi için, kız-erkek ayrımı yapmadan tüm öğrencilerin bir tören alanında buluşması gerektiğini düşünmektedir.
Bunun için, o günkü Ziraat Okulu’nun yanındaki meydanı çam dallarıyla süsleyerek tüm erkek ve kız okullarına çağrı gönderip kutlamaya katılmalarını isterler.
Zamanın Ankara Valisi ve Eğitim Müdürü, öğretmenlerin bu kutlama çağrısından hiç hoşlanmaz. Okulları dolaşıp kızlı erkekli bir kutlamanın yapılamayacağını, bu tür kutlamaya kimsenin katılmaması gerektiğini, katılacak öğretmenlerin de işten çıkarılacağını söylerler.
Karşılaştıkları bu tavır, öğretmen okulu mezunlarını çok üzer. Kendi aralarında toplanıp ne yapabileceklerini düşünürler. Sonunda, bu durumu Mustafa Kemal’e duyurmaya karar verirler.
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler
Nazım Hikmet
|
Kutlamalara çok az bir zaman kaldığı için, Mustafa Kemal’e hep yakın olmuş bir kişiden, Yunus Nadi’den yardım isterler.
Aracılık yapmayı kabul eden Yunus Nadi, hemen Atatürk’e gidip yaşananları olduğu gibi anlatır.
Onu dinleyen Atatürk, kısa bir suskunluktan sonra,
“Öğretmenler haklı,” der ve ekler:
“Bu bayram bütün çocuklar tarafından kutlanmalı. Söyleyin, kutlamalara ben de katılacağım.”
Vali ve Eğitim Müdürü, Mustafa Kemal’in tavrını öğrenince, bütün okullara, kutlamalara katılımın serbest olduğunu duyurmak zorunda kalır.
1921 yılının 23 Nisan günü, Ziraat Okulu’nun önündeki meydan, kız, erkek bütün öğrenciler tarafından doldurulur.
Sevinç çığlıkları göklere yükselmektedir. Konuşmalar yapılır, şiirler okunur...
Kutlamalar coşkuyla devam ederken, Atatürk de alana gelir. Herkesi selamladıktan sonra, okunan şiirleri dinler. Sonunda kürsüye çıkıp kısa bir konuşma yapar.
Konuşmasını, “Bu bayramın adı Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olsun” diyerek bitirir.
Ulusal Egemenlik Bayramı ile Çocuk Bayramı’nı birleştiren 23 Nisan kutlamaları, 1935’te çıkarılan Ulusal Bayramlar yasasıyla “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını almıştır.
Güneri Civaoğlu-Milliyet
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiyede çocukların neredeyse çoğu ömrünün en güzel günlerini neşe içinde geçirmesi gerekirken, çoğu çalışmaktadır..
Kimisi daha sebeb bilmeden bir şavaşın içinde buluyor kendini,kimileride Koray gibi semah dönmek için gittiği Sıvas Madımak Otelinde yakılarak katlediliyor ve bu katillerin yandaşları şimdi Başbakan,Cumhurbaşkanı..Bazıların sırtında kendisinden ağır bir sorumluluklarla daha güneş doğmadan yola düşüyor.. Kimisi anne baba sevgisi görmeden bir köprü altında yada bir bankamatikte ömrünün en zor günleri yaşamakta.. Bunun gibi binlerce çocuk..
Dünya halkları geleceklerine manen ve madden hiç olumlu yatırım yapamadı ..
Aksine savaş, sefalet, açlık, hastalık, endişe, acı ve zulüm oyunları öğretti çocuklarına bu köhne dünya ..
Umut gelecekte diyorsak, gelecek çocukların ütopyalarındadır ..
Hayat devam ettikçe umut cılız da olsa yırtacaktır tohumunu ..
Dünya halkları bugünleri , ve yarınların bizlere emaneti 'çocuklar' için artık tahammül ve iyi niyet erdemine sahip çıkmalıdır ..
Çocuklar vicdanımız demektir .. !!
Çocuklar, büyüklerin oynadığı oyunlarda ağlamasın, çocuklar ölmesin, öksüz yetim kalmasın, açlık, sefalet hastalık acı nedir bilmesin küçücük dünyalarında artık ..
Hergün gelecektir , hergün çocuklarındır ..
Nazım Hikmet'inde dediği gibi Dünyayı bir günlüğüne çoçuklara bırakalım.. Kavgasız ve şavaşsız bir dünya temenlisi ile Türkiyenin demokratik,laik ve özgür bir devlete dönüşmesi dileğiyle, Savaşların,katliamların,yoksullukların son bulduğu sevgi dolu,kardeşliğin ve egemenliğin hakim olduğu bir dünyada çocuklarımızın çocukluklarını ,küçücük omuzlarına yük almadan yaşabilmeleri umudu ile..
Dünyanın en ücra noktasında benden ve bizden habersiz o çocuğun ve bütün çocukların bugünü ve yarını kutlu olsun ...
Hasanali BAYDAR
|